boyle sacmalik olur mu?

bu yaziyi hollanda’da bir arkadasin bilgisayarindan yaziyorum. bu nedenle turkce karakter eksikligim var. kusura bakmayin.

okuduklarima inanamiyorum bi kac gundur. cuma gunu geldim buraya ve o gunden beri anlayamadigim bi suru olay oluyo turkiye’de. yine genelkurmay kendini bu ulkenin sahibi gibi gorup, bu ulkenin secimle basa getirdigi (secim sistemi hatali olabilir ama yasalarla belirlenen secim sistemini yine bu ulkenin vatandaslarinin basa getirdigi meclis uyeleri cikartmistir, dolayisiyla atanmis bi grup savas sevdalasinin bu sistemi elestirmeye hicbir hakki yoktur) insanlara, turkiye buyuk millet meclisi’ne ve hukumete muhtira veriyor. hadi bu insanlar, askerler bu cumhuriyeti kuran zumre asker kokenli oldugu icin kendilerini secilmislerden ustun goruyolar, peki bu milletin insanlari, demokrasiye inanlari, aydinlari neden sessiz kaliyolar? neden bi tane savci cikip da asker boyle bir aciklamayla siyasete dogrudan mudahale ediyor deyip sorusturma acmiyo? neden siyasi partiler bu konuda birlesip de kendi varoluslarina karsi cikan bu aymazlar ordusuna karsi bir aciklama yapmiyor?

cunku secimle basa gelemiycegini bilen kendini milletten daha millet zanneden chp gibi gerici zihniyetler askerin bu cikisindan medet umuyor. ama zavallilar bu durumun kendi varoluslariyla celistiginin farkinda diil. askerin siyaseti yonettigi bi toplumda o zaman neden secimler yapiliyor? neden siyasi partiler var? kapatin chp’yi de o zaman, kuvvet komutanlari toplasip secsin kim basa gelicek chp’nin merkez yonetim kuruluyla birlikte. var mi boyle bisiy ya? deli olmak isten diil!

hadi diger siyasi partileri de gectim. onlarin amaci sonunda iktidar! guc! bazilari da o kadar prensipsiz ki bu gucu nasi elde ettiklerinin bi onemi yok onlar icin. bundan 50 yil sonra tarihimizin kapkara bi donemi olarak anicagimiz bu gunleri muzaffer komutan edasiyla geciriyolar. peki haftalardir laiklik falan gibi bahanelerle milyonlari hareketlendirdiklerini iddia eden sivil toplum orgutleri nerde? akp’li cumhurbaskani olmasin diye haftalardir meydanlari dolduran bu adamcagizlar acaba farkinda degil midirler ki ordunun yonettigi bi turkiye’de kimseyi secmek mumkun olmiycaktir! ordu’nun boyle bir yetkisinin olmadigini onlara hatirlatmak icin neden bi yuruyus duzenlemez acaba pek sivil toplum orgutlerimiz? yoksa acaba zaten haftalardir toplasan kalabaligi iten gorunmez guc, bi elinde de silah mi tutmaktadir? ordu yonetime el koyarsa, gectigimiz bi kac haftayi toplumdaki huzursuzluk olarak, chp’nin cumhurbaskani secimini anayasa mahkemesine goturmesini ise siyasilerin ulkeye yonetmekten aciz  olduklarina isaret olarak gosterecek ve anayasal gorevlerini yerine getirdiklerini iddia edecektir.

bunu gormek, darbenin gum gum diyerek geldigini gormek bu kadar mi zordur acaba yoksa bu ulkede sesini cikarabilen azinlik, ulkeyi kendisinin sevmedigi biri yonetecigine demokrasinin yok olmasini mi tercih eder? o ufak, iktidar hirsi yuzundan dunyayi goremeyen azinlik hangi nedenle olursa olsun bu yasananlara carenin hukumetin derhal erken secime gitmesinde ve tabi ki abdullah gul’un cumhurbaskanligi adayligindan cekilmesinda olduguna inaniyor. bence cozum bu diil. bence cozum ordunun basa gelmesini istemeyen, onlara gorevlerini ve yetkilerini hatirlatmak isteyen ama sesini ya nasi duyurucagini bilmeyen ya da duyurmaktan cekinen azinligin sokaklara cikmasidir. bence meclisi icinde temsil edilen partiler yuzunden diil, meclisin temsil ettigi  demokrasi, ozgurluk, hukuk gibi degerler yuzunden korumaliyiz! iktidar partisi sizin begendiginiz bir parti olmayabilir, yaptiklarindan hoslanmiyor olabilirsiniz, ama onlardan kurtulmanin yolu askeri bir darbe olamaz hicbir zaman. secim sistemi icinde icraatlarindan hoslanmadiginiz partiye oy vermemektir tek yontem. unutmayin, bugun sizin sevmediginiz bir partiyi yonetimden uzaklastirmak isteyen ordu, yarin sizin oy verdiginiz partiyi yonetimden uzaklastirmak istiycektir.

sakin ordu’nun laikligin bekcisiyiz falan gibi soylemlerine kanmayin. ayni ordu 27 Mayis’ta islam korkusuyla, bu ulkenin zamanki secilmis basbakani Adnan Menderes’i de asarak, 12 Eylul’de sosyalizm korkusuyla bu sefer en fazla eziyeti solculara cektirerek, ve hatta bugun yine ordunun karsi ciktigi imam hatip liselerini guclendirerek zamanin hukumetlerini devirmistir. yani ordu her zaman kendi gucunu saglamlastiracak bir bahane bulmustur cumhuriyet kurulali beri. once islam, sonra sosyalizm, sonra yine islam… hep bizi biseylerden korkuttular ve korkumuzu kendi guclerini saglamlastirmakta kullandilar. bu gidisi degistirmek icin, gozumuzu acmamiz ve sokaca cikip bagirmaktan cekinmememiz yeterli!

askeri sonsuza dek siyasetin disinda tutmak, yerlerini hatirlatmak icin ne gerekiyorsa, (sivil eylemler yaninda, halkindan guc alan parlemento da yasal duzenlemelerle askeri daha iyi kontrol altina alabilir) o partiyi veya bu partiyi sevdigimiz icin diil, cok partili demokratik yasami sevdigimiz icin hemen, simdi, hic tereddut etmeden yapmaliyiz!

bu yazi bu durumun bende yarattigi nefret, kizginlik, uzuntu ve umut/suzluk duygularinin orataya cikardigi bir yardim cagrisidir! bu ulkeye, bu ulkenin vatandaslarina inanmak istememin bi sonucudur! okuyan olursa eger, ne dusundugunuzu gercekten cok merak ediyorum. boyle dusunen tek kisinin ben olmadigimi bilmeye, ulkemi sevmeye, ulkeme inanmaya devam etmek icin gercekten cok ihtiyacim var!

~ yazan: tilburger 1 Mayıs 2007.

2 Yanıt to “boyle sacmalik olur mu?”

  1. yuzbinlerce kisinin katildigi ve sozde ‘laik ve demokratik cumhuriyeti kurtarma mitingi’ olarak adlandirilan toplanmanin en buyuk orgutleyicileri arasinda yer alan bir kurumun baskani kursuye cikip askerin aciklamalarinin arkasinda olduklarini ve askerin onunde boyun egdigini soylerse ben bu ulkenin yine sozde ‘aydin insanlarinin’ laiklik ve demokrasi anlayislari hakkinda cok derin bir supheye duserim ki zaten bu mitinge katilan arkadaslarimin da gozu kapali bi sekilde put-ataturk naralari atmasi da bu suphemi bulundugun memleketten de daha derinlere tasir. bu da boyle bi cumle oldu. pesimizmimi koruyorum. kimse dokunamaz ona!

  2. DANSÖZ GiBi KIRITAN ORDUNUN POLITIK HEVESLERINDEN BIKTIM. Kenan Evren degilmiydi kürsülerden kuran okuyan? simdi ordunun “düsmani” imam hatipleri kim çarpti ikiyle? Laikligin yilmaz bekçisi ordumuz basimiza sarmadi mi Rabita skandalini?

    Simdi çikmislar, laiklik “KONUSUNDA TARAFIZ” diyorlar. Evet, hangi taraftan olduklari belli zaten

    Evet o süper ordumuz yok mu? Neredeyse 40 bin insan öldü onlarin beceriksizligi yüzünden. O “saglam duruslu” ordunuz halledemedi gitti PKK’yi.

    Ayni konuda asagidaki yazi konuyla ilgilenenlerin zihnini açabilir.

    Saygilarimla
    Ayse


    Türkiye’de konuşmadıklarımız ve “The Village” filmi

    Ülkemizde çok beğenilen Altıncı His adlı filmin senaryosunu ve yönetmenliğini üstlenmiş olan M. Night Shyamalan 2004 yılında bir başka yapıta imzasını attı: The Village – Köy adlı bu film ilk bakışta sıradan bir gerilim filmine benzese de birçok izleyici ustaca gizlenmiş ikinci senaryoyu görmekte zorluk çekmedi.
    İlk bakışta 1800’lerde bir köyde geçtiği düşünülen filmde köylüler “konuşmadıklarımız” diye adlandırdıkları bir düşmandan çok korkuyorlar. Bu korku onları köylerini çevreleyen ormanın dışına çıkmaktan alıkoyuyor. Bu “dış düşman” sebebiyle köyde her hangi bir yenilik yapmak isteyen herkes yaşlılar meclisinden izin almak zorunda. Meraklı olmak, geçmişi sorgulamak da hoş karşılanmıyor burada.
    Bu kasvetli atmosfer, korku ile disiplin altına alınmış bir gençlik, söndürülen meraklar ve bastırılan tutkular totaliter rejimlerin halkı nasıl korkuyla bir arada tuttuğunu hatırlatıyor ister istemez.
    ………
    12 Eylül darbesiyle:

    650.000 kişi göz altına alındı
    1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
    Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
    7 bin kişi için idam cezası istendi.
    517 kişiye idam cezası verildi.
    ………..

    Yazinin tamami için :

    http://www.derindusunce.org/2007/04/25/onun-adi-asker-cani-neler-ister/

Yorum Yapın